sormurge-suclar-konferans | Conference
Bizi takip et
Conference
+90 312 386 10 92

  • ×
  • Organizasyon & Etkinlikler

    AKADEMİK AÇILIŞ TÖRENİ


    2025 - 2026 2024 - 2025 2023 - 2024 2021 - 2022

    SEPIP


    SEPIP 2026 SEPIP 2025 SEPIP 2024SEPIP 2023SEPIP 2022SEPIP 2021

    TEDX OSTİMTECH


    TEDX OSTİMTECH 2025 TEDX OSTİMTECH 2026

    SÖMÜRGE SUÇLARI KONFERANSI


    Sömürge Suçları Konferansı 2026 Sömürge Suçları Konferansı 2025 Ezilen Halklar Konferansı 2024

    DİĞER ORGANİZASYONLAR


    Bilim Sanayi ve Teknoloji Ödül Töreni IBM-OSTİMTECH Atölyesi Cumhuriyetin 100. Yılı Feza Gürsey'i Anma GünüKamu Yönetimi ve Kalkınma KongresiYükseköğretim Mesleki Eğitimin Geleceği ForumuKORSEM'26 17. Uluslararası Korozyon Sempozyumu Pitching Day 20262025-2026 Mezuniyet Töreni
  • 0
  • Conference

  • Hakkımızda
  • Konular
  • Konuçmacılar
  • Tarih ve Yer
  • Çevrim İçi Katılım Seçeneği
  • Kimler Katılabilir
  • Video Galeri
  • Fotoğraf Galeri

Neden Bu Konferans?

Sömürgecilik, yaklaşık 15. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar dünyanın büyük bir bölümünü etkisi altına alan ve insanlık tarihinin gidişatını kökten değiştiren bir olgu olmuştur. Avrupalı güçlerin Amerika, Afrika, Asya ve Okyanusya’da kurdukları sömürge imparatorlukları, sadece siyasi sınırları değil beraberinde toplumsal ve ekonomik yapıları da kalıcı biçimde dönüştürmüştür. Ne yazık ki bu dönüşüm, genellikle şiddet, sömürü ve insanlık dışı uygulamalar eşliğinde gerçekleşmiştir. Bugün bile sömürgeciliğin açtığı yaralar tamamen iyileşebilmiş değildir çünkü sömürge düzenleri, hedef aldıkları toplumların sosyal, ekonomik ve siyasal yapılarını altüst etmiş​ ve kuşaklar boyu sürecek travmalara yol açmıştır. ​ 

Sömürge yönetimleri, kendi çıkarları uğruna işledikleri suçlarla milyonlarca insanın hayatına mal olmuş, sayısız kültürel değeri yok etmiş ve kolonileştirdikleri bölgeleri uzun süren bir bağımlılık döngüsüne sokmuştur. Amerika Kıtası’nda 1492 sonrasında Avrupa sömürgeciliğinin başlamasıyla birlikte Amerikan yerlileri eşi benzeri görülmemiş bir demografik çöküş yaşadı. Avrupa’dan gelen hastalıklar, fetih savaşları ve zorla çalıştırma nedeniyle yerli nüfusun yaklaşık %90’ı yok oldu. 

Araştırmalar, 15. yüzyıl sonunda yaklaşık 60 milyon olan yerli nüfusun bir yüzyıl içinde sadece 6 milyona düştüğünü ortaya koymaktadır​. Diğer taraftan Afrika Kıtası, sömürge suçlarının en acı sahnelerinden birine tanık oldu. Transatlantik köle ticareti kapsamında yaklaşık 12 ile 13 milyon Afrikalı, Avrupa devletlerinin çıkarlarına hizmet etmek üzere zorla Amerika’ya taşındı. Bu yolculuk sırasında 1-2 milyonu aşkın insan gemilerde can verirken, yakalanma ve sevk edilme süreçlerinde de milyonlarcası öldü. ​Köleleştirilen insanlar kendi vatanlarından koparılıp insanlık dışı koşullara mahküm edildi, geride kalan toplumlar ise nüfuslarını ve üretim güçlerini kaybetti. Bunun yanı sıra, 19. yüzyılın sonlarında Belçika Kralı II. Leopold’un kişisel mülkü olan Kongo’daki zorla kauçuk toplama rejimi, toplu cezalandırma ve katliamlarla anılır. 

Sömürge dönemi kayıtlarına göre bu dönem boyunca Kongo nüfusunda milyonlarca kişilik bir azalma meydana gelmiş, modern tahminler nüfus kaybının 10 milyona yaklaşmış olabileceğini göstermektedir​. Sayısı onları hatta yüzleri bulan bu tür vahşet örnekleri, sömürgeciliğin toplumlara insani ve ekonomik bakımdan onarılmaz zararlar verdiğinin en özet kanıtıdır. Sömürgeci güçlerin Asya’daki egemenliği de ağır insani bedellere yol açmıştır. Örneğin Britanya İmparatorluğu’nun Hindistan’daki sömürge yönetimi, halkı ekonomik olarak sömürürken ciddi kıtlıklar ve yoksulluk yaratmıştır. Yapılan kapsamlı tarihsel araştırmalar, Britanya idaresinin zirvede olduğu 1881-1920 döneminde sömürge politikaları nedeniyle Hindistan’da yaklaşık 100 milyon “normalin üzerinde” ölüm gerçekleştiğini ortaya koymuştur. ​Bu sayı, tarihte tek bir bölgedeki en büyük politika kaynaklı kitlesel ölümlerden biri olup, 20. yüzyılda farklı rejimlerde yaşanan büyük kıtlıkların toplamından bile fazladır.​Sömürge idaresi altında tarımsal üretimin ve kaynakların metropole aktarılması, milyonlarca insanın açlıktan ve hastalıktan kırılmasına zemin hazırlamıştır. Sonuç olarak Hindistan, sömürge döneminde ekonomik açıdan gerilemiş, aşırı yoksulluk ve düşük yaşam standartları kalıcı hale gelmiştir.​ 

Sömürgecilik sadece can kayıplarına sebebiyet vermemiştir. Sistematik kültürel imha politikalarıyla da anılır. Birçok sömürge yönetimi, yerli halkların dillerini, dinlerini ve geleneklerini baskı altına alarak misyonerlik faaliyetleri ve zorunlu eğitim gibi araçlarla kültürel asimilasyonu dayatmıştır. Örneğin Kanada’da yerlilere uygulanan yatılı okul sistemi, çocukları ailelerinden koparıp kendi kültür ve dillerinden uzaklaştırarak “makbul vatandaşlar” yaratmayı hedeflemişti. Bu tip uygulamalar, günümüzde akademisyenler ve insan hakları savunucuları tarafından “kültürel soykırım” olarak tanımlanmaktadır. ​ Benzer şekilde, sömürgeci güçler işgal ettikleri topraklarda dini, kültürel eserleri ve kütüphaneleri tahrip etmiş veya Avrupa’ya kaçırmıştır. Bu bağlamda birçok ulus sadece nüfusunu ve maddi kaynaklarını değil, kültürel mirasının önemli bir bölümünü de sömürgecilik çağında kaybetmiştir. 

Sömürgecilik, aynı zamanda işgal edilen bölgeleri ekonomik bağımlılık altına sokan bir düzen tesis etti. Sömürge dönemi boyunca koloniler, ham madde ve emek kaynağı olarak kullanıldı; sanayileşme veya kendi kendine yeten ekonomik kalkınma büyük ölçüde engellendi. Tek ürünlü tarım ekonomileri ve dış pazarlara bağımlı ticaret yapıları, sömürgeci yönetimlerce bilinçli olarak teşvik edildi. Pek çok eski koloninin bağımsızlık sonrası dönemde de kırılgan ekonomilere ve adaletsiz küresel ticaret koşullarına mahküm olmasına yol açtı. Nitekim sömürgecilik sonrası neo-sömürgeci ilişkiler ile küresel ekonomideki eşitsiz yapılar, eski sömürgelerin metropollere bağımlılığını yeni biçimlerde devam ettirdiği için sömürgecilikten kaynaklanan “yaralar” tam anlamıyla sarılamamıştır.​

Çağ Atlayan İnsanlık, Hesaplaşılmamış Sömürge Suçları Tarihi

 

Konular

Sömürge Suçları Konferansı kapsamında 2025 yılı tematik oturumlarında aşağıdaki ülkelerde ve bölgelerde yaşanan sömürge suçları ele alınacaktır. Her bir ülke veya bölge özelinde, tarihsel bağlamda işlenen sömürge suçları; siyasi, sosyolojik ve hukuki yönleriyle analiz edilecektir.

  • Amerika
  • Afrika
  • Cezayir
  • Azerbaycan
  • Balkanlar
  • Bosna Hersek
  • Çerkesya
  • Doğu Türkistan
  • İrlanda
  • Hindistan
  • Pakistan
  • Filistin
  • Güney Asya
  • Batı Trakya

Konuşmacılar

Ümit Yardım

 (Turkiye)  

10:15- 12:00  1. Oturum 

Moderatör 

Prof. Dr. Kudret Bülbül

(Turkiye) 

14:00 – 16:00  2. Oturum 

Moderatör

Prof. Dr. Fethi Güngör

( Çerkesya) 

Doç. Dr. Utku Aybudak

(Irlanda)

Hikmet Karcic

(Bosna Hersek )

Prof. Dr. Anne Marie Kagwesage

( Ruanda )

Gül Çakan

(Doğu Türkistan) 

Dr. Muhammed Derradji

(Cezayir)

Maide Çakan

  (Doğu Türkistan) 

Pervin Hayrullah

(Batı Trakya) 

Dr. Ismael Buchanan

( Ruanda )

Kerem Abdurrahimoglu 

(Batı Trakya) 

Tasneem Lubbad

( Filistin)

Sami Al Arian

Dr. Khalid El-Awaisi

Saim Karabulut

(Türkiye)


Asma Jamil

(Burma/Arakan)


Tarih ve Yer

Tarih: 25 Nisan 2025

Saat: 10:00 – 16:00

Yer: OSTİM Teknik Üniversitesi, Ana Yerleşke, F Blok, 3. Kat Konferans Salonu



Çevrim İçi Katılım Seçeneği

Sömürge Suçları Konferansı, OSTİM Teknik Üniversitesi’nin resmi YouTube kanalı üzerinden canlı olarak yayınlanacaktır. Katılımcılar, oturumları çevrimiçi olarak takip edebilecek olup konuşmacılara sorular yöneltebilecek ve canlı sohbet üzerinden diğer katılımcılarla tartışmalara katılabileceklerdir.


Kimler Katılabilir

Sömürge Suçları Konferansı, sömürgeciliğin tarihsel, siyasal ve hukuksal boyutları ile günümüzdeki etkilerine ilgi duyan konuya akademik, mesleki ya da bireysel düzeyde ilgi duyan tüm katılımcılara açıktır.



Video Galeri




Fotoğraf Galeri

Neden Bu Konferans?

Sömürgecilik, yaklaşık 15. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar dünyanın büyük bir bölümünü etkisi altına alan ve insanlık tarihinin gidişatını kökten değiştiren bir olgu olmuştur. Avrupalı güçlerin Amerika, Afrika, Asya ve Okyanusya’da kurdukları sömürge imparatorlukları, sadece siyasi sınırları değil beraberinde toplumsal ve ekonomik yapıları da kalıcı biçimde dönüştürmüştür. Ne yazık ki bu dönüşüm, genellikle şiddet, sömürü ve insanlık dışı uygulamalar eşliğinde gerçekleşmiştir. Bugün bile sömürgeciliğin açtığı yaralar tamamen iyileşebilmiş değildir çünkü sömürge düzenleri, hedef aldıkları toplumların sosyal, ekonomik ve siyasal yapılarını altüst etmiş​ ve kuşaklar boyu sürecek travmalara yol açmıştır. ​ 

Sömürge yönetimleri, kendi çıkarları uğruna işledikleri suçlarla milyonlarca insanın hayatına mal olmuş, sayısız kültürel değeri yok etmiş ve kolonileştirdikleri bölgeleri uzun süren bir bağımlılık döngüsüne sokmuştur. Amerika Kıtası’nda 1492 sonrasında Avrupa sömürgeciliğinin başlamasıyla birlikte Amerikan yerlileri eşi benzeri görülmemiş bir demografik çöküş yaşadı. Avrupa’dan gelen hastalıklar, fetih savaşları ve zorla çalıştırma nedeniyle yerli nüfusun yaklaşık %90’ı yok oldu. 

Araştırmalar, 15. yüzyıl sonunda yaklaşık 60 milyon olan yerli nüfusun bir yüzyıl içinde sadece 6 milyona düştüğünü ortaya koymaktadır​. Diğer taraftan Afrika Kıtası, sömürge suçlarının en acı sahnelerinden birine tanık oldu. Transatlantik köle ticareti kapsamında yaklaşık 12 ile 13 milyon Afrikalı, Avrupa devletlerinin çıkarlarına hizmet etmek üzere zorla Amerika’ya taşındı. Bu yolculuk sırasında 1-2 milyonu aşkın insan gemilerde can verirken, yakalanma ve sevk edilme süreçlerinde de milyonlarcası öldü. ​Köleleştirilen insanlar kendi vatanlarından koparılıp insanlık dışı koşullara mahküm edildi, geride kalan toplumlar ise nüfuslarını ve üretim güçlerini kaybetti. Bunun yanı sıra, 19. yüzyılın sonlarında Belçika Kralı II. Leopold’un kişisel mülkü olan Kongo’daki zorla kauçuk toplama rejimi, toplu cezalandırma ve katliamlarla anılır. 

Sömürge dönemi kayıtlarına göre bu dönem boyunca Kongo nüfusunda milyonlarca kişilik bir azalma meydana gelmiş, modern tahminler nüfus kaybının 10 milyona yaklaşmış olabileceğini göstermektedir​. Sayısı onları hatta yüzleri bulan bu tür vahşet örnekleri, sömürgeciliğin toplumlara insani ve ekonomik bakımdan onarılmaz zararlar verdiğinin en özet kanıtıdır. Sömürgeci güçlerin Asya’daki egemenliği de ağır insani bedellere yol açmıştır. Örneğin Britanya İmparatorluğu’nun Hindistan’daki sömürge yönetimi, halkı ekonomik olarak sömürürken ciddi kıtlıklar ve yoksulluk yaratmıştır. Yapılan kapsamlı tarihsel araştırmalar, Britanya idaresinin zirvede olduğu 1881-1920 döneminde sömürge politikaları nedeniyle Hindistan’da yaklaşık 100 milyon “normalin üzerinde” ölüm gerçekleştiğini ortaya koymuştur. ​Bu sayı, tarihte tek bir bölgedeki en büyük politika kaynaklı kitlesel ölümlerden biri olup, 20. yüzyılda farklı rejimlerde yaşanan büyük kıtlıkların toplamından bile fazladır.​Sömürge idaresi altında tarımsal üretimin ve kaynakların metropole aktarılması, milyonlarca insanın açlıktan ve hastalıktan kırılmasına zemin hazırlamıştır. Sonuç olarak Hindistan, sömürge döneminde ekonomik açıdan gerilemiş, aşırı yoksulluk ve düşük yaşam standartları kalıcı hale gelmiştir.​ 

Sömürgecilik sadece can kayıplarına sebebiyet vermemiştir. Sistematik kültürel imha politikalarıyla da anılır. Birçok sömürge yönetimi, yerli halkların dillerini, dinlerini ve geleneklerini baskı altına alarak misyonerlik faaliyetleri ve zorunlu eğitim gibi araçlarla kültürel asimilasyonu dayatmıştır. Örneğin Kanada’da yerlilere uygulanan yatılı okul sistemi, çocukları ailelerinden koparıp kendi kültür ve dillerinden uzaklaştırarak “makbul vatandaşlar” yaratmayı hedeflemişti. Bu tip uygulamalar, günümüzde akademisyenler ve insan hakları savunucuları tarafından “kültürel soykırım” olarak tanımlanmaktadır. ​ Benzer şekilde, sömürgeci güçler işgal ettikleri topraklarda dini, kültürel eserleri ve kütüphaneleri tahrip etmiş veya Avrupa’ya kaçırmıştır. Bu bağlamda birçok ulus sadece nüfusunu ve maddi kaynaklarını değil, kültürel mirasının önemli bir bölümünü de sömürgecilik çağında kaybetmiştir. 

Sömürgecilik, aynı zamanda işgal edilen bölgeleri ekonomik bağımlılık altına sokan bir düzen tesis etti. Sömürge dönemi boyunca koloniler, ham madde ve emek kaynağı olarak kullanıldı; sanayileşme veya kendi kendine yeten ekonomik kalkınma büyük ölçüde engellendi. Tek ürünlü tarım ekonomileri ve dış pazarlara bağımlı ticaret yapıları, sömürgeci yönetimlerce bilinçli olarak teşvik edildi. Pek çok eski koloninin bağımsızlık sonrası dönemde de kırılgan ekonomilere ve adaletsiz küresel ticaret koşullarına mahküm olmasına yol açtı. Nitekim sömürgecilik sonrası neo-sömürgeci ilişkiler ile küresel ekonomideki eşitsiz yapılar, eski sömürgelerin metropollere bağımlılığını yeni biçimlerde devam ettirdiği için sömürgecilikten kaynaklanan “yaralar” tam anlamıyla sarılamamıştır.​

Çağ Atlayan İnsanlık, Hesaplaşılmamış Sömürge Suçları Tarihi

Bizi takip et

Ana Yerleşke

Ostim, 100. Yıl Blv 55/F, 06374 Yenimahalle/Ankara

Yeni Yerleşke 

100. Yıl Bulvarı, Cevat Dündar Caddesi, 1236. Sokak, 06374 Ostim OSB/Yenimahalle/Ankara (42710 Ada / 4 Parsel)

  • (0312) 386 10 92
  •  info@ostimteknik.edu.tr
Çerez Ayarları
Conference
  • Organizasyon & Etkinlikler

    AKADEMİK AÇILIŞ TÖRENİ


    2025 - 2026 2024 - 2025 2023 - 2024 2021 - 2022

    SEPIP


    SEPIP 2026 SEPIP 2025 SEPIP 2024SEPIP 2023SEPIP 2022SEPIP 2021

    TEDX OSTİMTECH


    TEDX OSTİMTECH 2025 TEDX OSTİMTECH 2026

    SÖMÜRGE SUÇLARI KONFERANSI


    Sömürge Suçları Konferansı 2026 Sömürge Suçları Konferansı 2025 Ezilen Halklar Konferansı 2024

    DİĞER ORGANİZASYONLAR


    Bilim Sanayi ve Teknoloji Ödül Töreni IBM-OSTİMTECH Atölyesi Cumhuriyetin 100. Yılı Feza Gürsey'i Anma GünüKamu Yönetimi ve Kalkınma KongresiYükseköğretim Mesleki Eğitimin Geleceği ForumuKORSEM'26 17. Uluslararası Korozyon Sempozyumu Pitching Day 20262025-2026 Mezuniyet Töreni

Çerez Tercihleri

Web sitemizde deneyiminizi iyileştirmek, trafiği analiz etmek ve içeriği kişiselleştirmek için çerezler kullanıyoruz. Zorunlu çerezler sitenin çalışması için her zaman etkindir. Tercihinizi istediğiniz zaman alt bilgideki “Çerez Ayarları” bağlantısından değiştirebilirsiniz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.